28 Eylül 2010 Salı

Yoğurtçu Oğlum

Ben seni yemezmiyim.

23 Temmuz 2010 Cuma

Hasretim Oğlum

Canım Oğlum,
Bu sıralar pek yazamadım sana dair. Senin yokluğun hasret oğlum. Ama iki gün sonra yanınıza geleceğim. Kolundaki isilikler canımı sıkıyordu ama neyseki Karadeniz havası yaramış sana. Annenle internetten görüşürken seni görmek büyük bir sürpriz oldu benim için. Seni çok özledim oğlum. Geldiğimde çok güzel bir tatil yapacağız. Kameradan gülen gözlerle bakman her şeye bedel. Ben gelene kadar anneyi fazla yorma canım oğlum. İkinizide kocaman öpüyorum.

Hasretim Oğlum

Canım Oğlum,
Bu sıralar pek yazamadım sana dair. Senin yokluğun hasret oğlum. Ama iki gün sonra yanınıza geleceğim. Kolundaki isilikler canımı sıkıyordu ama neyseki Karadeniz havası yaramış sana. Annenle internetten görüşürken seni görmek büyük bir sürpriz oldu benim için. Seni çok özledim oğlum. Geldiğimde çok güzel bir tatil yapacağız. Kameradan gülen gözlerle bakman her şeye bedel. Ben gelene kadar anneyi fazla yorma canım oğlum. İkinizide kocaman öpüyorum.

28 Haziran 2010 Pazartesi

Can Oğlum

Canım Oğlum,
Seni az önce uyuttuk. Uyumamak için çok direndin fakat o minnacık göz kapaklarını bi yerden sonra taşıyamaz oldun. Hatta şuan annecin bile uyuyor. Bugün çok yormuşsun anneyi. Sürekli seni gezdirmiş kucağında. Dünde beni yormuştun aynı şekilde. Bunun adına yorulma demeyelim başka bir isim vereyim diyorum akat uygun kelime bulamıyorum. İnsan yoruluyor doğru fakat bu yorulma zevkli bi yorulma oluyor. Çok garip bir duygu. Ancak ağır basan duygu seni memnun etme duygusu.

Tıpkı bu sabah gibi. Sen yine 06:15 de kalktın ve gözlerini açtın. Sesini duyurmak için türlü numaralar yaptın yine. Dayanamayıp sana bi göz ucuyla bakalım dedik ve senle gözgöze geldik. Sonrasında senin o küçük aklınla bize yaptığın şirinlikler sonucunda aramıza aldık. Bi güzel ynadık seninle. Sonrasında ise fedakar annen seni ayağında salladı ve kendiside uyumaya çalıştı. Sen ayağındayken uyudu. Biraz garip gelebilir fakat aynen böyle oldu canım oğlum. Uykusunda bile sallıyordu seni. Büyüyünce o kutsal anneni üzmemeni istiyorum. Senin için çok şeyde n vazgeçti. Umarım onu üzmezsin.

24 Haziran 2010 Perşembe

İmam Oğlum

* İki ay öncesinden

Garson Oğlum

Oğlumun mevlidinden.

15 Haziran 2010 Salı

Kel Oğlum

Canım Oğlum,
SAçların doğduğunda çok azdı. Ancak zamanla büyüdüler. Artık sıcaklarda gelince keselim dedik. Dayın kucagına almış ve kuaför saçlarını kesmiş. Bu sırada hiç ses çıkarmamışın canım oğlum. Daha doğrusu cesur oğlum. O kadar tatlı oldunki. İlerleyen zamanda o resimlerini ekleyeceğim. Bu arada canım oğlum 13 haziran günü doğum günümde. Pastayı seninle birlikte üfledik. O mumlara bakışın çok hoştu. Hele o pastayı sanada yedirdiğimizde ki yüz ifaden herşeye bedeldi oğlum. Bu günlerde biraz wc problemin olsada çok tatlısın. Seni çok seviyoruz canım oğlum.

11 Haziran 2010 Cuma

Badanacı Oğlum

Canım Oğlum,
Geceleri yine uyumamaya başladın bu günlerde. Havalar ısındı bundan olabilir diye düşünüyoruz. Hele geçen gece tam 7 kere kalktın. Tam uyuyacağız senin sesin bölüyor uykumuzu. Annenle birbirimize bakıp güldük. Gece ki halini çok seviyorum canım oğlum. Gözlerin kapalı ağlıyorsun. Bi ara korktuk tabi. Rüya gördün sanırım oğlum. Zor susturduk seni. Sütünü içtin ve hemen uykuya daldın. Süt içerken ayakların kıpır kıpır oğlum. Tekmeliyorsun herkesi.

Canım oğlum kayısıyı çok seviyorsun. Hergün iki kayısı püresini yuvarlıyorsun. Bitincede ağlamaya başlıyorsun canım oğlum. Sürekli ağzın hareket edecek yoksa durmuyorsun. Bugünlerde elini daha çok emmeye başladın. Sanırım dişler geliyor canım oğlum. Huysuzlukta bundan olabilir. Birde bu sabah sütünü içtin ve seni kucağımı aldığım anda badana yaptın üstümü. Bu kadar kusulmazki canım oğlum. :)

7 Haziran 2010 Pazartesi

Obur Oğlum

Canım Oğlum,
Seni her gören maşallah neyle besliyorsunuz diyor. Şimdi buradan açıklayayım neyle beslendğini. Oğlum bu hafta sonu annen sana elbise almak için alışverişe çıktı. Çünkü her ay fazlası ile büyüyorsun. Anneannen ve teyzelerinle birlikte kaldın 4 saat boyunca. Sen ki en fazla 2 saat yemeden durabilen bi çocuksun. Bu 4 saat yemeden duramazdın tabiki. Önce anneannen sana yoğurt yedirmiş ama sevmemişin. Sonrasında ise muhallebi yapmışlar. Biraz fazla yapmışlarki teyzelerinde yesin. Ama sen oğlum; yedikçe yemişsin. Kimseye muhallebi bırakmamışın. Bu kadar yemeni istemiyoruz oğlum. Taşınmıyorsun artık :)

Ertesi gün ise muzlu yoğurdu indirdin mideye. Sende benim gibi tatlı seviyorsun canım oğlum. Dün ise bahçeden topladığım dutları indirdin midene. Bizim oralarda bi tabir var oğlum;
"Korbana gireyim" diye. İşte o sözü sık sık söylüyorum sana oğlum. Seni çok seviyoruz.

1 Haziran 2010 Salı

19/02/2010


31 Mayıs 2010 Pazartesi

29.05 - 01.06

Canım Oğlum,
Hafta sonu yazamadım oğlum. Cumartesi iş dönüşü seni bi güzel yıkadık oğlum. Artık suyu çok seviyorsun. Suda ki çırpınışların ise çok eğlenceli. Pazar sabahı ise beraber kahvaltı yaptık. Ancak sen sıkılınca seni karşıya ablalarına teslim ettik. Sonra ise anneannenlere gittik oğlum. İki hafta olmuştu seni görmeyeli. Teyzelerinle birlikte seni bi güzel yediler. Akşam da bırakmadılar. Annenle orada kaldın. Senden ayrı yatım Pazar gecesi canım oğlum.

Pazartesi akşamı evimize döndük. Seni doya doya sevemeden uyudun can oğlum. Çok yorulmuşsun belliydi. Annenin kucağında gözlerini zor tutuyordun. Seni yatağımıza yatırdık. Kokun sinsin diye. Özellikle kendi yastığıma yatırdım ki o gül kokun sarsın. Sabah 5:30 da kalktın oğlum. O gülümsemelerin benimde uykumu açtı. Biraz oynadıktan sonra tekrar uyuttu annen seni. İşe gelmeden önce ise seninle haberleri izledin canım oğlum. Seni kocaman öperek ayrıldım yanınızdan.

29 Mayıs 2010 Cumartesi

Zeki Oğlum

Canım Oğlum,
Dün yine gezintiyi çıkmışsın. Annen ve dedenle birlikte okuldaki gösterileri izlemişsin. Sonrasında parka götürmüşler seni. Gören herkes mıncıklayıp, sevmiş senin o pamuk tenini. Bizim olduğun için bu kadar güzel göründüğünü düşünürdüm hep. Ancak her çıktığımızda birileri çeviriyor etrafını. Büyüyüncede baban gibi yakışıklı olursun oğlum :)

Akşam eve geldiğimde ağlarken karşıladın yine beni. Can oğlum bi sıkıntın yokken dahi ağlıyorsun. Sanırım bunu huy edindin. Gece uyumamak için epeyi direndin ama göz kapaklarını tartamayacak kadar olunca susuverip uyudun. Oğlum sen bizi çok güzel kullanıyorsun. İstediğini elde ediyorsun her zaman.

Sabah olduğunda ise her zamanki sevimliliğin üstündeydi. O kadar zekisin ki oğlum artık şaşırıyorum bu zekana. Sabah kalktığında usul usul seni izliyorum. Çevrene bakıyorsun birisi var mı diye. Eğer kimseyi göremezsen ağlamaya başlıyorsun, ama birini gördüğünde şirinlikler yapıp kaldırıyorsun kendini. Bu sabahta öyle oldu. Sana ismini söylediğim anki gülüşün her şeye bedel. Birde kapıyı gözlüyorsun oğlum. Hele arabanı gördüğünde yüzündeki gülücükler artıyor. Bu akşamda gezdiricez seni oğlum.

28 Mayıs 2010 Cuma

Şanslı Oğlum

Canım Oğlum,
Şuan 4,5 aylık oldun. Şu zamana kadar bi
Geçtiğimiz hafta sonu sana mama sandalyesi almaya gittik. Senide getirdik canım oğlum. Arabana koyduk seni. O kadar mutluydun ki alışveriş merkezinin cıvıl cıvıl ışıkları seni adeta mest ediyordu. Sandalyeni aldık oğlum. Eve gelip hemen kurduk annenle. Senide hemen oturtmayı unutmadık tabi ki :)

O kadar şanslısın ki oğlum;
Sana bizden başka ninelerin, dedelerin, teyzelerin ve diğer ablaların bakıyor. El üstünde tutuluyorsun. Nazar değecek diye de çok korkuyoruz canım oğlum. O zaytin gözlerinle baktığın herkesi mest ediyorsun.Canım oğlum bu sabah deden köyden geldi ve onu karşılamaya gittik. Eve geldiğinde ilk koştuğu sen oldun. Onu gülücüklerle karşıladın can oğlum. Bu sabah işe gelirken senden ayrılmak çok zor oldu doğrusu.

27 Mayıs 2010 Perşembe

İki Günlükken




Aramıza Hoş Geldin

Canım Oğlum,
Bu blogu sana olan hislerimi dile getirmek için açtım. Biliyormusun oğlum senin aramıza katılacağının haberini aldığım andaki halimi kelimelerle anlatamam. Kalbimdeki bütün damarlarım senle dolmuştu. Kan yerine seni pompaladılar tüm vücuduma. Annenle birlikte o kadar mutluyduk ki yerde değil göklerde yürüyorduk adeta. Aylar geçtikçe heyecanımız arttı. Geceleri senin tekmelerini hissederek uyuduk. Hareketli bir çocuk olacağın daha doğmadan belli olmuştu canım oğlum, zeytin gözlü oğlum benim.

Artık geleceğin gün kesinleşmişti ve hastanedeydik. Annen çok heyecanlıydı yavrum. Ben ise yerimde duramıyordum. Ve anneni doğumhaneye aldılar. Giderken gözleri nemliydi. Girmeden önce elini tuttum ve gözlerimiz kenetlendi bir an için. İşte o bir an sanki saniye değil yıl gibiydi. Çok şey anlattık gözlerimizle. Onunla ne kadar guru duyduğumu anlattım. O da yavrumuzu sağ salim dünyaya getireceğini.

Sonrası bekleyiş oğlum. Çok zor geçen bir 20 dakika. Heyecandan olduğum yerde bekledim oğlum. Hareket edemedim. Doğumhane kapısı açıldığında ise hemşirenin elindeki bir çocuk değil sanki benim kalbimdi. İlk ben aldım seni oğlum. Deden, anne annen hepsi oradaydı. Asansörle üst kata çıktık oğlum. Seni yıkayıp, iğnelerini yaptılar oğlum. Daha yeni doğmuştun fakat hemşireyi ellerinle itiyordun oğlum. Anlamıştım senin yaman bir çocuk olacağını.

Sonra odamıza geçtik oğlum. Annenle birlikte ilk uykuna daldın. O an tüm Dünyayı verseler o görüntüye değişmezdim. Senin tek bir bakışına hiçbir şeyi değişmem oğlum. Hastahaneden eve geldik oğlum. Sen daha 2 günlükken öyle bir bakıyordun ki. Şaşırmamak elde değildi can oğlum. İşte böyle güzel oğlum doğuşun ve ilk günlerindeki hislerimiz böyleydi.